3 milyon ton sıvı çelik ve 4,5 milyon ton sıcak haddelenmiş rulo ve 1 milyon ton betonarme için donatı çeliği üretim kapasitesine sahip olduklarını belirten Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem ile şirketin 2025 yılı faaliyetlerini, gelecek vizyonunu, hedeflerini ve Türk çelik sektörünün 2026 yılı beklentisini konuştuk. Demir Çelik Store’ye konuşan Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, “2025 yılı boyunca sektörde ivme kazanan yenilikçi yatırımlar, yeşil dönüşüm projeleri ve dijitalleşme uygulamaları doğrultusunda, Türk çelik sanayinin küresel rekabet gücünü destekleyen adımlar attık. 2026 yılı da sektör için belirleyici olan; net sıfır karbon vizyonuyla uyumlu yatırımların, dijitalleşme odaklı verimlilik artışının ve yüksek katma değerli ürünlere dayalı rekabet stratejisinin eş zamanlı olarak hayata geçirilme yılı olacak” dedi.
Şirketinizi kısaca tanıtıp, 2025 yılı üretim- ihracat açısından nasıl bir yıl oldu? Üretim ve ihracat hacminizde yıllık bazda artış veya azalış oranı nedir?
Çolakoğlu Metalurji, 1945 yılında Mehmet Rüştü Çolakoğlu tarafından kurulmuş olup, demir-çelik sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimiyle faaliyet göstermektedir. 80 yıllık deneyimimizle dünyanın önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyoruz. Kocaeli Dilovası’ndaki iki tesisimizde, düşük karbonlu çeliklerden yüksek mukavemetli düşük alaşımlı çeliklere kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz.
Türk çelik sektöründe hem yassı hem de uzun ürün üretebilen nadir üreticilerdeniz
Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 14. sırada yer alan firmamız, ürünlerini 150’den fazla ülkeye ihraç etmektedir. Türk çelik sektöründe hem yassı hem de uzun ürün üretebilen nadir üreticilerden biri olarak, 3 milyon ton sıvı çelik ve 4,5 milyon ton sıcak haddelenmiş rulo ve 1 milyon ton betonarme için donatı çeliği üretim kapasitesine sahibiz.

İç pazar talebi 2025 yılında beklentilerinizi karşıladı mı? Ürün gamında yeni ürün, kalite veya segment çalışmalarınız var mı? 2026 yılına dair odaklandığınız alanlar neler olacak?
Çolakoğlu Metalurji olarak, küresel piyasalarda devam eden belirsizlikler ve talep daralmalarına rağmen, 2025 yılında Türk çelik sektörünün gösterdiği dayanıklılığın önemli bir parçası olduk. Önceki yıllardan edindiğimiz tecrübeyi üretim ve operasyonel süreçlerimize yansıtarak verimliliğimizi artırırken, değişen piyasa koşullarına hızlı ve esnek biçimde uyum sağladık.
2025’te katma değeri yüksek ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine odaklandık
2025 yılı boyunca sektörde ivme kazanan yenilikçi yatırımlar, yeşil dönüşüm projeleri ve dijitalleşme uygulamaları doğrultusunda, Türk çelik sanayinin küresel rekabet gücünü destekleyen adımlar attık. Ar-Ge merkezimizde hayata geçirilen projelerle üretim verimliliğini artırırken, katma değeri yüksek ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine odaklanmaya devam ettik.
Önümüzdeki dönemde önceliklerimiz; katma değerli ürünlerin satışlardaki payını artırmak, dijital altyapımızı daha da güçlendirerek üretimde sürdürülebilir ve kalıcı verimlilik sağlamak ve yeşil teknoloji yatırımlarıyla karbon ayak izimizi azaltmaktır. Bu doğrultuda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken, çelik üretiminde teknoloji odaklı yatırımlarımızla dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan etkin şekilde faydalanıyoruz.
CBAM uyumlu karbon verisi şeffaflığını yaygınlaştırarak çevresel sorumluluklarımızı daha ileri bir noktaya taşımayı hedefliyoruz
Üretim süreçlerinden iş modellerine uzanan dijitalleşme yolculuğumuz, verimlilik artışının yanı sıra sürdürülebilirlik hedeflerimizi de güçlendirmektedir. Dijital altyapı sistemlerimiz sayesinde süreçlerimizi daha şeffaf ve izlenebilir hâle getirirken; tedarik zincirinde CBAM uyumlu karbon verisi şeffaflığını yaygınlaştırarak çevresel sorumluluklarımızı daha ileri bir noktaya taşımayı hedefliyoruz.

Karbonsuzlaşma, hem küresel ölçekte hem de Türk çelik sektörü açısından stratejik bir dönüşüm alanı olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, özellikle Elektrik Ark Ocağı (EAF) üretim yöntemine sahip
üreticilerinin yüksek payı sayesinde, karbon emisyonlarının azaltılması konusunda küresel çelik sektörüne kıyasla önemli bir avantaja sahiptir.
Karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik ileri teknoloji yatırımlarını daha da güçlendirmekteyiz
Çolakoğlu Metalurji olarak, bu yapısal avantajı yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik ileri teknoloji yatırımlarıyla daha da güçlendirmekteyiz. Üretim süreçlerimizde enerji verimliliğini artıran uygulamaları yaygınlaştırırken, çevresel etkilerimizi ölçülebilir ve izlenebilir hâle getiren sistemleri devreye almaya devam ediyoruz.
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) başta olmak üzere, küresel iklim politikaları sektörümüz için yalnızca bir uyum gerekliliği değil, aynı zamanda uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen önemli bir dönüşüm fırsatı sunmaktadır. Bu çerçevede, karbon nötr hedeflerimize ulaşmak amacıyla teknolojik yatırımlara ve sektördeki güncel gelişmelere odaklanıyoruz.
Karbonsuzlaşma vizyonumuzla 2050 yılına kadar Net Sıfır Emisyon seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz
Türkiye’nin sürdürülebilirlik yolculuğunda, bu yatırımların çelik sektöründe sorumlu üretim anlayışını benimseyen kuruluşları ön plana çıkaracağına; çevre odaklı, şeffaf ve kalıcı bir dönüşümü hızlandıracağına inanıyoruz.
Çolakoğlu Metalurji olarak, karbonsuzlaşma vizyonuyla 2030 yılına kadar emisyonları yüzde 55 oranında azaltmayı, 2050 yılına kadar ise Net Sıfır Emisyon seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedef, sadece çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda şirketimizin rekabet gücünü artıran stratejik bir vizyondur. Enerji dönüşümü ise bu yolculuğun kilit bileşenlerinden biri. Yapay zekâ destekli analizlerle enerji verimliliğini artırarak, elektrik ihtiyacında yenilenebilir enerjinin payını kademeli olarak yükseltmeyi amaçlıyoruz. Önümüzdeki yıllarda, net sıfır karbon vizyonumuzla uyumlu yatırımlarımız doğrultusunda dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyetini merkeze alan sürdürülebilir bir büyüme hedefliyoruz.
2026 yılında iç pazar talebi için beklentileriniz nelerdir? İhracat pazarlarında hangi bölgelerde büyüme öngörüyorsunuz?
Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) tarafından paylaşılan gerçekleşmeler ve sektör beklentileri, 2024–2025 döneminde iç pazarda nihai mamul tüketiminin 35–40 milyon ton bandında şekillenebileceğine işaret ederken; küresel dalgalanmalara rağmen Türkiye iç pazarının sektör için üretim sürekliliği ve denge unsuru olmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.
150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik
Çolakoğlu Metalurji olarak bugün itibarıyla 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik. 2024 ve 2025 yıllarında Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Kuzey Amerika’da yoğunlaşan faaliyetlerimizle, aralarında İngiltere, Almanya, ABD, İspanya, Mısır, Romanya, Bulgaristan, Norveç ve Avustralya’nın da bulunduğu 35’ten fazla ülkede etkinlik gösteriyoruz.
Yeni ülke ve bölgelere açılmak adına stratejik adımlar atmayı sürdüreceğiz
Bu geniş ihracat ağı, Çolakoğlu Metalurji’nin uluslararası pazarlarda güvenilir ve tercih edilen bir oyuncu olduğunu ortaya koyuyor. Son yıllarda özellikle nitelikli ürünler ve son kullanıcıya yönelik çözümler geliştirmeye odaklanırken, bu yaklaşımımız sayesinde ihracat pazarlarında payımızı sürekli artırıyoruz. Yeni ülke ve bölgelere açılmak adına stratejik adımlar atmayı sürdüreceğiz.
AB’nin yeni kota düzenlemesi, sürdürülebilirlik performansının fiyatlara doğrudan yansıyacağı yeni bir dönemin habercisidir
Küresel çelik fiyatlarında 2026 için öngörüleriniz nedir? AB’nin yeni kota değişikliğini Türk çelik sektörüne etkisini değerlendirebilir misiniz?
AB’nin yeni kota düzenlemeleri, Türk çelik sektörü açısından miktarsal bir kısıtlama olmasının yanında, aynı zamanda karbon yoğunluğu ve sürdürülebilirlik performansının fiyatlara daha doğrudan yansıyacağı yeni bir dönemin habercisidir.
Mevcut koruma önlemlerinin daha sıkı bir yapıya evrilmesi, Türk üreticiler için rekabet koşullarını zorlaştıracaktır. Ancak bu tabloyu yalnızca olumsuz bir gelişme olarak değerlendirmiyoruz. Düşük karbonlu üretim altyapısına sahip, doğrulanabilir raporlama yapabilen ve müşterileriyle uzun vadeli iş ortaklığı kurabilen üreticiler açısından bu süreç önemli bir avantajı da sunacaktır.
Türk çelik sektörü, Elektrik Ark Ocağı ağırlıklı üretim yapısı ile bu dönüşümde yapısal bir avantaja sahip
2026 yılı itibarıyla CBAM’ın mali yükümlülük aşamasına geçmesiyle birlikte, kota baskısı ile karbon maliyetleri birlikte fiyat oluşumunu etkileyecektir. Bu durum, karbon yoğunluğu yüksek ürünlerde fiyat baskısı yaratırken; düşük karbon emisyonlu çelik ürünlerinde ise fiyat farklarının daha görünür hale gelmesini bekliyoruz. Dolayısıyla 2026’da fiyatları yalnızca arz-talep dengesi değil, karbon maliyeti ve regülasyon uyumu da belirleyecektir.
Türk çelik sektörü, Elektrik Ark Ocağı (EAF) ağırlıklı üretim yapısı sayesinde bu dönüşümde yapısal bir avantaja sahiptir. Bu avantajın doğru şekilde anlatılması, belgelenmesi ve müşterilere sunulması halinde, AB’de artan karbon maliyetleri ortamında Türk üreticilerin “yeşil tedarik partneri” olarak konumlanması mümkündür.
Süreci doğru yöneten üreticiler pazarda kalıcı olmanın yanında bir rekabet avantajı da elde edecek
Özetle, AB’nin kota ve karbon politikaları kısa vadede sektörde baskı yaratacak olsa da; 2026 ve sonrasında uyum sağlayan, düşük karbonlu üretim yapan firmalar için fiyatlama gücünün ve uzun vadeli kontrat imkanlarının arttığı bir döneme girildiğini düşünüyoruz. Bu süreci doğru yöneten üreticilerin pazarda kalıcı olarak var olmanın yanında bir rekabet avantajı da elde edecektir.
2026 yılında sektör için en büyük riskler olarak neleri görüyorsunuz?
Demir çelik sektörünü 2026’da bekleyen riskler
Küresel çelik sektörü kapasite fazlası ve adaletsiz rekabet koşullarının belirleyici olduğu zorlu bir dönemden geçiyor
Mevcut konjonktürde jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler, artan enerji ve işçilik maliyetleri ile birlikte ABD dışındaki tüm çelik pazarlarında üretim baskısını artırmakta ve kapasite kullanım oranlarını aşağı çekmektedir. Küresel çelik sektörü uzun süredir denge kaybının, kapasite fazlasının ve adaletsiz rekabet koşullarının belirleyici olduğu zorlu bir dönemden geçmektedir.
Türk çelik sektörü zorlu bir yıla giriyor
Avrupa pazarı; yüksek enerji maliyetleri, sıkı çevresel regülasyonlar ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kaynaklı belirsizlikler nedeniyle üretim tarafında rekabet gücünü kaybederken, ABD pazarı ise korumacı ticaret politikaları ve iç pazarı önceleyen düzenlemeler sayesinde küresel ayrışmanın dışında kalmaktadır. Bu durum, küresel ölçekte serbest ticaret söylemi altında bazı ülkelerin yüksek kapasitelerini dampingli ve sübvansiyonlu ürünlerle pazarlara yönlendirmesine yol açmakta; özellikle Türkiye gibi açık ve rekabetçi pazarları daha kırılgan hâle getirmektedir. Bu çerçevede, Türk çelik sektörü zorlu bir yıla girerken, Çin ve Rusya başta olmak üzere bazı ülkelerden yapılan ithalatın yarattığı haksız rekabetin giderilmesi için etkin ve zamanında ticaret politikası önlemlerinin hayata geçirilmesi kritik önem taşımaktadır. Ancak sektörün sürdürülebilir geleceği yalnızca fiyat rekabeti, ithalat kısıtlamaları veya geçici koruma önlemleriyle güvence altına alınamaz.
Dijitalleşme odaklı verimlilik artışının ve yüksek katma değerli ürünlere dayalı rekabet stratejisi hayata geçirilmeli
Sektör için asıl belirleyici olan; net sıfır karbon vizyonuyla uyumlu yatırımların, dijitalleşme odaklı verimlilik artışının ve yüksek katma değerli ürünlere dayalı rekabet stratejisinin eş zamanlı olarak hayata geçirilmesidir. Dijitalleşme, yalnızca maliyetleri optimize eden bir araç değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik, şeffaflık ve küresel regülasyonlara uyum açısından stratejik bir kaldıraç niteliği taşımaktadır. Türk çelik sektörünün küresel rekabette konumunu koruyabilmesi; adil ticaret koşullarının tesis edilmesi kadar, teknoloji, sürdürülebilirlik ve verimlilik ekseninde uzun vadeli ve bütüncül bir dönüşüm stratejisinin kararlılıkla uygulanmasına bağlıdır.
