AB’nin hurda ihracatı kısıtlaması küresel demir ticaretini yeniden şekillendirebilir
Avrupa Birliği’nin OECD dışındaki ülkelere demir hurdası dahil tehlikesiz atık ihracatını sıkılaştırmaya yönelik yeni düzenlemesi, 21 Mayıs 2027’den itibaren küresel hurda ticaretinde önemli değişikliklere yol açabilir.
Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı taslak listeye göre yalnızca çevresel açıdan yeterli yönetim kapasitesini gösteren belirli OECD dışı ülkeler AB menşeli hurdaları almaya devam edebilecek. Türkiye ise OECD üyesi olması nedeniyle yeni kısıtlamanın doğrudan dışında kalıyor.
Avrupa Birliği’nin revize edilen Atık Sevkiyat Tüzüğü (Waste Shipment Regulation-WRS) kapsamında OECD dışındaki ülkelere yönelik hurda ihracatında yeni bir dönem başlıyor. Avrupa Komisyonu, 18 Eylül 2026’da, 21 Mayıs 2027’den sonra AB’den tehlikesiz atık almaya devam edebilecek OECD dışındaki ülkelerin taslak listesini yayımladı.
Yeni düzenleme kapsamında temel yaklaşım, AB’nin OECD dışındaki ülkelere tehlikesiz atık ihracatını sınırlandırması olacak. Ancak ithalatın devam etmesini isteyen ülkeler başvuru yaparak, söz konusu atıkların çevreye duyarlı biçimde yönetilebildiğini kanıtlamaları halinde listeye alınabilecek. Komisyonun yayımladığı taslak liste için görüş süreci 16 Ekim 2026’ya kadar devam edecek ve ilk nihai listenin 2026 yılı sonuna kadar oluşturulması planlanıyor.
Hurda ticaretinde yeni rota ihtimali
Sektör kaynakları, düzenlemenin mevcut haliyle yürürlüğe girmesi durumunda Avrupa hurdasının önemli alıcılarından bazılarının AB dışı tedarikçilere yönelmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Fastmarkets kaynaklı değerlendirmelere göre, özellikle Hindistan, Pakistan ve Mısır gibi önemli tüketici pazarlarının Avrupa kaynaklı hurdaya erişiminin kısıtlanması, küresel hurda tedarik zincirlerinde ciddi bir yeniden yapılanmaya yol açabilir.
Almanya merkezli Circular Metal Association Başkanı Murat Bayram, geri dönüştürülmüş metallere yönelik ihracat kısıtlamalarının doğru yaklaşım olmadığını savunurken, uluslararası pazarların daraltılmasının Avrupa içinde otomatik olarak daha fazla talep ve rekabet yaratmayacağı görüşünü dile getirdi. Alman metal geri dönüşüm sektörü temsilcisi Sebastian Will de yeni ihracat engelleri yerine açık pazarların ve gerçek talebin desteklenmesi gerektiğini belirtti. Sektör temsilcilerine göre Avrupa’daki metal üreticileri mevcut hurda miktarlarını satın alamazsa, ihracat pazarlarının daralması hurda değerleri üzerinde baskı oluşturabilir ve Avrupa içinde arz fazlasını artırabilir.
AB’nin hurda ihracatında en büyük alıcı Türkiye
AB, küresel hurda ticaretinde önemli bir ihracatçı konumunda bulunuyor. Eurostat verilerine göre AB, 2026’nın ilk altı ayında 13,76 milyon ton demir hurdası ihraç etti. Bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,3 arttı.
AB’nin en büyük tek alıcısı ise Türkiye. Türkiye’nin OECD üyesi olması nedeniyle yeni düzenlemenin Türkiye’ye yönelik AB hurda ihracatını doğrudan sınırlandırması beklenmiyor.
Bu durum, Avrupa hurdasının bir bölümünün Türkiye’ye yönelme ihtimalini gündeme getiriyor. Piyasa kaynakları, OECD dışındaki önemli alıcıların Avrupa’dan tedarik imkanlarının daralması halinde Türkiye ve AB iç pazarının Avrupa hurdası açısından daha fazla öne çıkabileceğini belirtiyor.
Mısır ve Fas’tan Avrupa hurdasına güçlü talep
OECD dışındaki önemli alıcılar arasında Mısır ve Fas dikkat çekiyor. Eurostat verilerine göre Mısır, 2026’nın ilk altı ayında AB’den 2,12 milyon ton çelik hurdası ithal etti. Bu hacim yıllık bazda yüzde 59,7 artış gösterdi.
Fas’ın aynı dönemde AB’den yaptığı çelik hurdası ithalatı ise 1,08 milyon ton seviyesine ulaştı ve yüzde 44,9 yükseldi. Piyasa kaynakları, her iki ülkede de yerel eritme kapasitesinin büyümesinin hurda talebini desteklediğini belirtiyor. Mısır’da kütük ithalatına yönelik koruma önlemleri de hurdanın yerel üretimdeki kullanımını artıran unsurlardan biri olarak gösteriliyor.
Güney Asya’da tedarik yarışı kızışabilir
Yeni düzenlemenin en önemli etkilerinden birinin Güney Asya’daki hurda tedarik zincirlerinde görülmesi bekleniyor. Pakistan, 2026’nın ilk yarısında AB’den 952.110 ton, Hindistan ise 832.375 ton çelik hurdası aldı. Pakistan’ın ithalatı yıllık bazda yüzde 18,5 artarken, Hindistan’ın AB’den yaptığı alım yüzde 26,2 geriledi. AB kaynaklı hurdaların bu pazarlara ulaşmasının zorlaşması halinde alıcıların Japonya, Avustralya, ABD, Birleşik Krallık ve diğer Asya-Pasifik kaynaklarına yönelmesi bekleniyor. Bu da söz konusu ülkelerden ihraç edilen hurda için rekabeti artırarak Güney Asya’daki CFR primlerini yukarı çekebilir.
Piyasa kaynakları, özellikle Bangladeş’in alternatif tedarik kaynaklarına bağımlılığının artabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle Avrupa kaynaklı arzın devre dışı kalması, yalnızca doğrudan alıcı ülkelerde değil, Asya’daki daha geniş hurda ticaret zincirinde de fiyat ve lojistik dengelerini değiştirebilir.
Bir diğer kazanan İngiltere olabilir
AB’nin yeni kurallarından doğrudan etkilenmeyecek önemli tedarikçilerden biri de İngiltere. Brexit sonrasında AB dışında ayrı bir atık sevkiyat rejimine sahip olan İngiltere’nin mevcut yaklaşımını kısa vadede değiştirmesinin beklenmediği belirtiliyor.
Haftalık sektör özeti ve fuar takvimi
Sektörde haftanın özetini ve yaklaşan fuarların takvimini e-postanıza gönderiyoruz.
Aboneliğinizi tamamlamak için göndereceğimiz e-postadaki onay bağlantısına tıklayın.
Bu nedenle İngiltere merkezli hurda ihracatçılarının, Avrupa malzemesine erişimi kısıtlanabilecek Hindistan, Pakistan ve Bangladeş gibi pazarlarda daha stratejik bir konuma gelmesi mümkün. Piyasa kaynakları, alıcıların gelecekte İngiltere menşeli hurda tedarikine daha fazla yönelmesinin söz konusu olabileceğini ifade ediyor. İngiltere’nin hurda ihracatı da 2026’nın ocak-temmuz döneminde 4,92 milyon ton ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5 arttı.
Hurdanın “atık” statüsü de önem kazanıyor
Düzenlemenin bir başka boyutu ise hurdanın hukuki sınıflandırması. Fastmarkets’in aktardığı bilgilere göre, yüksek saflıktaki bazı hurda ürünleri için AB akredite denetçisi tarafından “atık statüsünden çıkmış ürün” (End-of-Waste-EOW) statüsü alınması, malzemenin WSR kapsamındaki ihracat kısıtlamalarından kaçınmasını sağlayabilir.
Ancak Avrupa’daki hurda geri dönüşüm şirketlerinin ne kadarının bu statüye sahip olduğu ve toplam hurda üretiminin ne kadarının bu kapsama girdiği henüz net değil.
Türkiye açısından fırsat ve risk bir arada
Yeni düzenlemenin Türkiye açısından doğrudan bir ithalat engeli yaratmaması, ülkeyi Avrupa hurda piyasasında daha önemli bir alıcı haline getirebilir. Türkiye’nin OECD üyesi olması nedeniyle AB’den hurda tedarikinin devam edebilmesi, Avrupa’daki arzın bir bölümünün Türkiye’ye yönelmesine imkan sağlayabilir. Ancak Avrupa hurdasının Türkiye’ye daha fazla yönelmesi, küresel arz-talep dengesinde ve navlun maliyetlerinde değişiklikler yaratabilir. Aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa dışındaki diğer büyük hurda alıcılarıyla rekabetinin farklılaşması da mümkün.
Öte yandan AB’nin hurda ihracatını sınırlaması, Avrupa içindeki hurda arzının artmasına neden olursa kıta içerisindeki hurda fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabileceği yönünde de sektör değerlendirmeleri bulunuyor. Bunun hangi ölçüde gerçekleşeceği ise AB’deki çelik üreticilerinin hurda talebine ve yeni düzenlemenin nihai kapsamına bağlı olacak.
Karar yıl sonunda netleşecek
Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı listenin şu aşamada taslak niteliğinde olması nedeniyle nihai ticaret akışlarının bugün itibarıyla kesinleştiğini söylemek mümkün değil. Paydaşların 16 Ekim’e kadar görüş bildirebildiği süreç sonunda listenin 2026 sonuna kadar kesinleştirilmesi planlanıyor.
Bununla birlikte mevcut taslak ve piyasa değerlendirmeleri, 21 Mayıs 2027 sonrasında küresel demir hurdası ticaretinde önemli bir yeniden yönlenme ihtimaline işaret ediyor. Türkiye’nin OECD üyeliği nedeniyle bu yeni yapıda Avrupa hurdası açısından daha önemli bir tedarik noktası haline gelmesi, buna karşılık Mısır, Pakistan, Hindistan ve Fas gibi OECD dışındaki alıcıların alternatif kaynak arayışına yönelmesi bekleniyor. Sonuç olarak düzenleme yalnızca bir atık yönetimi uygulaması olmanın ötesinde, Avrupa’nın hurda arzını, küresel geri dönüşüm zincirlerini ve çelik üreticilerinin hammadde erişimini etkileyebilecek bir ticaret değişikliği niteliği taşıyor. Nihai listenin açıklanmasıyla birlikte hangi ülkelerin Avrupa hurdasına erişimini sürdüreceği ve ticaret akışlarının nasıl yeniden şekilleneceği daha net ortaya çıkacak.