Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 20 milyon ton çelik ihraç etmesine karşılık ithalatın 23 milyon tona ulaşması, sektörde koruma önlemleri talebini yeniden gündeme taşıdı. Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, yerli üreticilerin eşit olmayan rekabet koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek AB’deki tarifeli kota uygulamasına benzer bir model istedi.
Türkiye çelik sektörü 2025 yılında 38,1 milyon ton üretim gerçekleştirirken Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise yedinci büyük çelik üreticisi konumunda yer aldı. Buna rağmen sektörün dış ticaret dengesinde ithalat lehine bir tablo oluştu. Aynı dönemde yaklaşık 20 milyon ton ihracata karşılık 23 milyon ton ithalat yapıldı.
2026 verileri de ithalat baskısının sürdüğüne işaret ediyor. Yılın ilk altı ayında çelik ithalatı 9,8 milyon ton olarak kaydedilirken, ilk yedi aylık ihracat 11,3 milyon tona ulaştı.
Dalbeler, birçok ülkede ithal çeliğin toplam tüketimdeki payının yüzde 10-20 aralığında kaldığını, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 50’ye yaklaştığını ifade etti. Sektörün itirazının ithalatın kendisinden çok, yerli üreticilerin farklı maliyet ve koruma koşullarına sahip ülkelerle rekabet etmek zorunda kalmasına yönelik olduğunu vurguladı.
Fiyat farkı rekabeti zorlaştırıyor
Sektör temsilcilerinin paylaştığı verilere göre Çinli üreticiler Türkiye’ye ton başına yaklaşık 550 dolar seviyesinde çelik teklif edebiliyor. Türkiye’deki üretim maliyetinin ise ton başına yaklaşık 650 dolar olduğu belirtiliyor.
Türk çeliğinin Avrupa Birliği pazarındaki fiyatı kota uygulamalarının etkisiyle ton başına 800-850 dolar seviyesine çıkarken, ABD’de yüzde 50 gümrük vergisi nedeniyle fiyatın 1.200 dolara kadar ulaştığı aktarılıyor. Bu tablo karşısında yerli üreticiler, iç pazarda benzer bir koruma mekanizmasının uygulanmasını talep ediyor.
Çelik İhracatçıları Birliği, Avrupa Birliği’nin uyguladığı tarifeli kota modelinin Türkiye’de de devreye alınmasını istiyor. Bu modelde belirlenen kota dahilindeki ithalata mevcut koşullar uygulanırken, kotayı aşan ürünlere ilave gümrük vergisi getiriliyor.
İşçilik maliyetinin payı yüzde 20’ye yaklaştı
Sektörün rekabet gücünü etkileyen bir diğer unsur ise işçilik maliyetlerindeki artış oldu. Dalbeler’e göre son beş yılda dolar bazındaki işçilik maliyeti yaklaşık üç katına çıktı. Daha önce toplam üretim maliyetinin yüzde 5’inden azını oluşturan işçiliğin payı yüzde 15-20 seviyesine yükseldi.
Üreticiler, kârlılığın azalmasının tesis ve teknoloji yatırımlarını da zorlaştırdığına dikkat çekiyor. Yüksek sermaye gerektiren çelik üretiminde hatların düzenli olarak yenilenememesi; verimlilik, maliyet ve uluslararası rekabet gücü üzerinde baskı oluşturuyor.
Sektör temsilcileri, çeliğin yalnızca ticari bir ürün değil, sanayinin devamlılığı açısından stratejik bir girdi olduğunu vurguluyor. Yerli üretim kapasitesinin zayıflamasının çelik kullanan diğer sanayi kollarında da dışa bağımlılığı artırabileceği belirtiliyor.
Çelik sektörünün küresel sorunları ve yeni ticaret bağlantıları, 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Steel Networking Summit 2026’da ele alınacak. Organizasyona 80’den fazla ülkeden 400’ü aşkın sektör temsilcisinin katılması bekleniyor.
Kaynak: Vahap Munyar / Ekonomim
