Skip to main content
Demir Çelik Store

Demir çelik sektöründe 2026 mücadele yılı olacak

Türk demir-çelik sektörü, 2024–2025 döneminde küresel ölçekte yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yoluna devam etmeyi başardı.

Haber MerkeziDemir Çelik Store
4 dk okumaGüncelleme:
Demir çelik sektöründe 2026  mücadele yılı olacak

HAZIRLAYAN: ERKAN ÇAKAN

ABD’nin başlattığı koruma önlemleri ve Çin’in yarattığı arz fazlası küresel demir-çelik ticaretini baskılasa da Türk demir-çelik sektörü, 2025 yılında yaklaşık 16,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Zor geçen iki yılda sektör, rekabet gücünü korumayı başardı.

Ancak 2026 yılı, dünya çelik sektörü ve Türk çelik sanayisi açısından bir mücadele yılı olacak. Artan koruma duvarları, AB’nin yeni kota politikaları ve Çin’in düşük fiyatlı ürünleri, hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında olumsuz etkilerin 2026 yılında daha da artacağını gösteriyor. Avrupa Birliği’nin kendi pazarını koruma amacıyla uygulamaya koyacağı yeni kota sistemi, çelik ihracatımızda Avrupa pazarında yüzde 60’a varan kayıplara yol açabilir. Bu doğrultuda sektör, alternatif pazarlara ve rekabet gücünün yüksek olduğu bölgelere yöneliyor. Öte yandan Avrupa Birliği’nin 2026 itibarıyla tam olarak uygulamaya alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), Türk çelik sektörü açısından en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Küresel korumacılığın giderek artması ve düşük fiyatlı ithalat baskısı Türk demir-çelik sektörünün en önemli sorunlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra içerde yüksek enflasyon, kur baskısı ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar sektörümüzün büyüme potansiyelini sınırladı. ABD, AB ve beraberinde birçok ülkenin korumacılık duvarını aşamayan, Çin, Rusya, Hindistan ve bazı Uzakdoğu ülkelerinin, Türkiye’ye yönelik ihracatlarında yaşanan yüksek oranlı artışlar, yurt içi üretimin zarar görmesine, yol açtı.

Küresel pazarlardaki ekonomik aktivitedeki zayıflıklar, 2026’da zorlayıcı olacak

Özellikle Çin’in kapasite fazlasını çok düşük fiyatlarla dünya pazarlarına yönlendirmesi son iki yıldır küresel pazarı çok zorluyor. Bu sebeple hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında bu etkiyi 2026’da da görmeye devam edeceklerini belirten sektör temsilcileri, “Bu olumsuz koşullara rağmen sektörümüzün 2025’te ihracatın ithalatı karşılama oranı 2024’e kıyasla sınırlı da olsa yükseldi. En büyük ihracat pazarımız olan AB ile çelik sektörü odağında yaşanan çok yönlü sıkıntılar ve küresel pazarlardaki ekonomik aktivitedeki zayıflıklar, 2026’da zorlayıcı olacak. Ancak buna rağmen sektörümüz açısından 2026’nın önceki yıla göre sınırlı da olsa iyi bir yıl olacağını öngörüyoruz” diyor.

İhracat tarafında girilen birçok ülkede Çin ile haksız rekabet yaşanıyor

ABD’nin Çin’e uyguladığı gümrük tarifeleri ile Çin bu koşullar altında ABD’ye satamadığı ürünleri diğer ihracat pazarlarına daha agresif bir şekilde sürmeye başladı. Bu durum bugün hem iç pazarı zayıflatıyor hem de ihracatımıza dolaylı olarak zarar veriyor. İç pazarda demir-çelik üreticileri 2 yıldır bu gelişmeler sebebiyle ciddi bir şekilde zorlanıyor. İhracat tarafında girilen birçok ülkede Çin ile haksız rekabet yaşanıyor. Bu durumun 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor.

Türkiye’nin çelik ihracatında AB yüzde 41.6 pay ile en büyük pazar konumunda

Türkiye için AB pazarı en büyük ihracat pazarını oluşturuyor. AB’nin çelik ithalatında, Türkiye yüzde 21 ile en büyük tedarikçi; Türkiye’nin çelik ihracatında da AB yüzde 41.6 pay ile en büyük pazar konumunda. AB’nin mevcut koruma önlemi, 30 Haziran 2026’da sona erecek. Yeni ithalat rejimine göre; gümrüksüz ithalat kotası %47 oranında düşerken kota dışı ithalata %50 oranında caydırıcı gümrük vergisi uygulanacak. Bu değişiklikler Türkiye’deki çelik üreticilerini AB’ye ihracat açısından zorlayacak. Buna bir de Çinli üreticilerin yarattığı fiyat baskısını eklediğimizde 2026’nın çelik ihracatçıları için kolay bir yıl olmayacak.

2026’nın en önemli gündemi CBAM olacak

Sektör temsilcileri, Avrupa Birliği’nin 2026 itibarıyla tam olarak uygulamaya alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) Türk çelik sektörü açısından en önemli gündem maddesi olduğuna dikkat çekiyor. Yapılan değerlendirmelerde, karbon yoğun üretim yapan tesislerin maliyet baskısıyla karşı karşıya kalacağı, buna karşılık düşük karbonlu üretime yatırım yapan firmaların rekabet avantajı elde edeceği vurgulanıyor. Sektör temsilcileri bu sürecin yalnızca bir ticaret düzenlemesi değil, aynı zamanda üretim modelinin yeniden şekillenmesi anlamına geldiğini belirtiyor. Elektrik ark ocaklarına dayalı üretim yapısının Türkiye için avantaj sağladığı belirtilirken, enerji verimliliği yatırımlarının artık “tercih değil zorunluluk” haline geldiği görüşü öne çıkıyor. Sektör temsilcilerine göre, dijitalleşme, yapay zekâ destekli üretim planlaması ve atık azaltımı gibi uygulamalar, 2026 itibarıyla maliyet yönetiminde belirleyici rol oynayacak.

İhracatta pazar çeşitlendirme stratejisine odaklanıyor

Türkiye’nin çelik ihracatında Avrupa Birliği önemli bir pazar olmayı sürdürürken, 2026 için pazar çeşitlendirmesini stratejik öncelik olarak öne çıkıyor. Orta Doğu, Kuzey Afrika, Amerika kıtası ve Asya pazarlarının, Avrupa’daki daralmayı dengeleme potansiyeline sahip. Sektör aktörleri, lojistik avantajlar ve esnek üretim kabiliyeti sayesinde Türkiye’nin bu pazarlarda daha güçlü konumlanabileceğini dile getiriyor.

Yeşil çelik ile teknolojik dönüşüm

2026 öngörülerinde ortaklaşan bir diğer başlık ise yeşil çelik. Sektör temsilcileri, düşük karbonlu üretimin artık yalnızca çevresel değil, ticari bir rekabet unsuru haline geldiğini belirtiyor. Bu kapsamda yeşil enerji kullanımı, hurda verimliliği, hidrojen bazlı üretim ve karbon ayak izi ölçümü gibi konular ön plana çıkıyor.

Sıkça Sorulan Sorular