Buna karşılık en önemli fırsatlar ise yakın ve dost pazarlarda artan altyapı ve yeniden yapılanma yatırımları, tedarik zincirlerinin kısalması ve kaliteli üretim yapan bölgesel tedarikçilere yönelimin güçlenmesi olacak. 2026 yılı, dünya çelik sektörü ve Türk çelik sanayisi açısından bir mücadele yılı olacak. Artan koruma duvarları, AB’nin yeni kota politikaları ve Çin’in düşük fiyatlı ürünleri, hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında olumsuz etkilerin 2026 yılında daha da artacağını gösteriyor. Avrupa Birliği’nin kendi pazarını koruma amacıyla uygulamaya koyacağı yeni kota sistemi, çelik ihracatımızda Avrupa pazarında yüzde 60’a varan kayıplara yol açabilir. Bu doğrultuda sektör, alternatif pazarlara ve rekabet gücünün yüksek olduğu bölgelere yöneliyor. Öte yandan Avrupa Birliği’nin 2026 itibarıyla tam olarak uygulamaya alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), Türk çelik sektörü açısından en önemli gündem maddelerinden biri olacak.
2025 yılında iç pazarda talep, ekonomik sıkılaşma politikaları ve finansmana erişimdeki zorluklar nedeniyle dalgalı bir seyir izlemiş olsa da, 2026 yılında özellikle deprem bölgesi, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarının etkisiyle daha dengeli ve kontrollü bir toparlanma bekleniyor. Küresel çelik piyasasında ise arz-talep dengesini belirleyecek temel unsurlar; Çin’in üretim ve ihracat politikaları, enerji ve hammadde maliyetleri, ticaret savunma önlemleri ve büyük ekonomilerin büyüme performansı olacak.
Sevgiyle kalın...
