Şirketin ilk 4 aylık üretim ve ihracat performansını değerlendirebilir misiniz? Geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslayabilir misiniz?
2026’nın ilk dört ayına baktığımızda, üretim ve ihracat tarafında sektör genelinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla belirgin bir daralma yaşandığını söylemek doğru olmaz. Özellikle iç talebin 2025’e kıyasla daha dengeli bir seyir izlemesi, yassı çelik ürün grubunda üretim ve sevkiyat performansını destekleyen önemli unsurlar arasında yer aldı. Otomotiv, beyaz eşya, boru-profil ve genel imalat sanayi gibi yassı mamul tüketiminin yoğun olduğu sektörlerde üretim faaliyetlerinin devam etmesi, talebin canlı kalmasına katkı sağladı.
Bununla birlikte, sektör açısından temel zorlukların sürdüğünü de belirtmek gerekiyor. Küresel ölçekte devam eden agresif fiyat rekabeti, düşük fiyatlı ithalat baskısı ve artan üretim maliyetleri kârlılık üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. Bu nedenle üretim ve sevkiyat tarafında görece dengeli bir tablo görülse de finansal performans açısından aynı ölçüde olumlu bir görünümden söz etmek kolay değil.
Kota ve CBAM gelişmeleri yakından izleniyor
İhracat tarafında ise Avrupa Birliği’nin korumacı ticaret politikaları, kota uygulamaları ve SKDM/CBAM sürecine yönelik düzenlemeleri sektörün yakından takip ettiği başlıklar arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle Avrupa pazarına ihracat yapan üreticiler açısından, rekabetçiliğin korunması ve sürdürülebilir üretim yatırımlarının hızlandırılması her zamankinden daha kritik hale gelmiş durumda.
Jeopolitik riskler çelik ticaretini yeniden şekillendiriyor
Ortadoğudaki savaş faaliyetlerinize etkisini değerlendirebilir misiniz?
Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gelişmeler ve bölgedeki çatışma ortamı, küresel çelik ticaretini hem lojistik hem de tedarik zinciri açısından belirgin şekilde etkilemiştir.
Özellikle Kızıldeniz hattında yaşanan güvenlik riskleri, sevkiyat sürelerinin uzamasına ve navlun maliyetlerinde dönemsel artışlara yol açmıştır.
Söz konusu gelişmeler yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmayıp, Avrupa ile Asya arasındaki ticaret akışını da doğrudan etkilemiş; teslimat planlaması, termin süreleri ve lojistik süreçlerin daha dikkatli yönetilmesini gerekli kılmıştır. Çolakoğlu Metalurji olarak, güçlü lojistik planlama kabiliyetimiz ve esnek tedarik yapımız sayesinde bu süreci kontrollü şekilde yönetmeye odaklandık.
Önümüzdeki dönemde de jeopolitik risklerin küresel ticaret ve lojistik üzerindeki etkilerinin devam edebileceği öngörülmekte olup, sektörde tedarik güvenliği ve operasyonel esneklik her zamankinden daha önemli hale gelmektedir.
Artan enerji maliyetleri ve navlun giderleri, 2026 yılında çelik sektörünün maliyet yapısı üzerinde belirleyici unsurlar olmaya devam ediyor
Artan enerji maliyetleri ve navlun üretiminize ve ihracatınıza etkisini değerlendirebilir misiniz?
Artan enerji maliyetleri ve navlun giderleri, 2026 yılında çelik sektörünün maliyet yapısı üzerinde belirleyici unsurlar olmaya devam etmektedir. Özellikle elektrik fiyatları ve hurda maliyetleri, Elektrik Ark Ocağı (EAF) bazlı üretim yapan tesisler açısından maliyet yönetiminde kritik önem taşımaktadır. Bununla birlikte, yoğun rekabet koşulları nedeniyle girdi maliyetlerindeki artışların nihai ürün fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılması her zaman mümkün olamamaktadır.
Navlun tarafında yaşanan dalgalanmalar ise dönemsel olarak sevkiyat planlamalarını ve uzak pazarlara erişimi zorlaştırırken, yakın coğrafyada üretim yapan firmalar açısından belirli ölçüde rekabet avantajı da yaratmaktadır. Küresel ticarette yaşanan belirsizlikler, lojistik süreçlerin daha esnek ve planlı yönetilmesini gerekli kılmaktadır.
Çolakoğlu Metalurji olarak, güçlü lojistik planlama kabiliyetimiz, stratejik konumumuz ve esnek tedarik yapımız sayesinde bu süreci kontrollü şekilde yönetmeye odaklanıyoruz. İç pazardaki güçlü konumumuzu korurken, ihracat pazarlarında da müşterilerimize sürdürülebilir ve güvenilir tedarik sunmayı sürdürüyoruz.
AB ihracat pazarında bir daralma yaşadınız mı? AB’nin kotaları yarı yarıya düşürmesi sizi nasıl etkileyecek?
Avrupa Birliği, çelik sektörü açısından stratejik öneme sahip ihracat pazarları arasında yer almaya devam etmektedir. 2026 yılında küresel talepteki dalgalanmalar, korumacı ticaret politikaları, kota uygulamaları ve SKDM süreci, Avrupa pazarındaki rekabet koşullarını daha dinamik hale getirmiştir. Bu çerçevede dönemsel dalgalanmalar yaşanabilmekle birlikte, Avrupa pazarındaki gelişmeler sektör tarafından yakından takip edilmektedir.
AB’nin kota uygulamalarında olası daralmalar ve kota seviyelerindeki değişiklikler, ihracat planlamaları ve maliyet yönetimi açısından sektör üzerinde belirli etkiler yaratabilecek gelişmeler arasında değerlendirilmektedir. Bu nedenle operasyonel verimlilik, pazar çeşitlendirmesi ve yüksek katma değerli üretim yaklaşımı her zamankinden daha önemli hale gelmektedir.
Doğrulanmış emisyon hesaplamaları ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar kritik önem taşıyor
Öte yandan, 2026 itibarıyla uygulama süreci daha somut hale gelen SKDM, çelik sektörü açısından yeni bir rekabet parametresi oluşturmuştur. Avrupa Birliği’nin karbon fiyatlandırma yaklaşımını ithal ürünleri de kapsayacak şekilde genişletmesiyle birlikte, ürünlerin gömülü emisyon değerleri ihracat süreçlerinde daha belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Bu süreçte doğrulanmış emisyon hesaplamaları, izlenebilirlik altyapısı ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımların rekabet gücü açısından kritik önem taşıdığı değerlendirilmektedir.
Rekabette yeni dönem: güvenli tedarik
Dünyada güvenli tedarikin öne çıktığı bu dönemde rekabet açısından avantajlarınız ve dezavantajlarınız nelerdir?
Günümüzde güvenli tedarik, çelik sektöründe rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Özellikle tedarik zincirlerinde yaşanan küresel kırılmalar, müşteriler açısından yalnızca fiyatı değil; ürün sürekliliği, teslimat güvenilirliği ve esnek hizmet kabiliyetini de ön plana çıkarmaktadır. Türkiye, stratejik konumu ve üretim altyapısı sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve yakın coğrafyalara hızlı erişim imkânı sunarak önemli avantajlara sahiptir. Çolakoğlu Metalurji olarak güçlü üretim altyapımız, düşük karbonlu üretim yaklaşımımız, müşteri ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilme kabiliyetimiz ve uzun vadeli iş ortaklıklarına dayalı çalışma anlayışımızı önemli rekabet avantajlarımız arasında görüyoruz.
Bununla birlikte, küresel ölçekte süren yoğun fiyat rekabeti, enerji maliyetleri, korumacı ticaret politikaları ve değişen regülasyonlar sektör açısından yakından takip edilmesi gereken başlıklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle verimlilik, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel çeviklik önümüzdeki dönemde rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olmaya devam edecektir.
Çolakoğlu Metalurji olarak net sıfır karbon vizyonumuz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımımızla bu dönüşüm sürecine uzun vadeli bir perspektifle hazırlanmayı sürdürüyoruz.
