Galex Steel International’da Business Development Manager olarak görev yapan Onur Yener, Steel Summit’in önceki yıl olduğu gibi bu yıl da verimli geçtiğini belirterek organizasyona katkı sunan ekiplere teşekkür etti. Röportajda sektörün en önemli gündemlerinden birinin SKDM ve dekarbonizasyon olduğunu ifade eden Yener, bu başlığın yalnızca Türkiye’yi değil, Çin gibi büyük üretici ülkeleri de yakından etkilediğini söyledi.
Küresel çelik piyasasında ticaretin yönünün değiştiğini belirten Yener’e göre, geçmişte maliyetler ve göstergeler daha öngörülebilir bir zeminde izlenebilirken bugün savaşlar, mevzuat değişiklikleri, ticari politikalar ve anti-damping süreçleri piyasayı daha karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle üretici, imalatçı, trader, lojistikçi ve finansman tarafındaki tüm oyuncular için maliyetleme yapmak zorlaşıyor.
Bu süreçte yalnızca fiyatı değil, arz, talep, mevzuat ve finansman koşulları birlikte değerlendirilmeli
Çin’den Türkiye’ye ve Avrupa’ya ağırlıklı olarak hammadde tedariki yaptıklarını belirten Yener, fiyatların sürekli değiştiğini,
Çin’deki kapasite ile Türkiye’deki iç kapasitenin birlikte analiz edilmesi gerektiğini söyledi. Bu ortamda yalnızca fiyatı değil, arz, talep, mevzuat ve finansman koşullarını birlikte okumak gerektiğini vurguladı.
Yener’in dikkat çektiği başlıklardan biri de anti-damping süreçleri oldu. Çin ve Kore tarafına yönelik kaplamalı ve alaşımlı ürün gruplarında devam eden soruşturma süreçlerinin alım eğilimlerini ve ticari trendleri etkileyebildiğini belirtti. Bu süreçlerin belirsiz kalmasının yapısal sorunlara yol açabildiğini, daha hızlı ve net sonuçlanmasının piyasaya katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Türkiye açısından fırsatlara bakıldığında Yener, ülkenin Avrupa’ya yakınlığını ve üretim kapasitesini güçlü bir avantaj olarak görüyor. Türkiye’deki üreticilerin Avrupa’nın ihtiyaçlarını karşılayabildiği sürece önemli fırsatlar yakalayabileceğini belirten Yener, aynı zamanda ithalatın da doğru konumlandırılması gerektiğini söyledi. Yener’e göre Türkiye’de üretilmeyen, ihracatı artırabilecek veya yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin ithalatı ekonomiye katkı sağlayabilir. Bu nedenle ithalatı tek başına olumsuz bir alan olarak değil, üretimi ve ihracatı destekleyen doğru ürünler üzerinden değerlendirmek gerekiyor.
