Türk çelik sektörü AB'nin kota daraltmasına karşı diplomasi atağına hazırlanıyor

Avrupa Birliği'nin planlanan kota kesintisi Türk çelik ihracatını yüzde 60'a varan oranda küçültebilir. ÇİB, Ankara ve Brüksel'de eş zamanlı müzakere trafiği başlatmaya hazırlanıyor.

Kısaca

  • Çelik İhracatçıları Birliği Başkan Adayı Uğur Dalbeler, planlanan kota daralmasına karşı Ankara ve Brüksel nezdinde diplomasi trafiği başlatacaklarını açıkladı.
  • Dalbeler'e göre kotaların temmuzdan itibaren yüzde 50 küçültülmesi ve 2022-2024 ortalamasının referans alınması, Türkiye'nin Avrupa'ya çelik ihracatını yüzde 60-65 azaltabilir.
  • Yeni dönem hedefleri arasında Gümrük Birliği anlaşmalarının güncellenmesi, anti-damping önlemlerine karşı hukuki savunma ve alternatif ihracat coğrafyalarıyla ilişkilerin güçlendirilmesi bulunuyor.

Yazı Boyutu 100%
WhatsApp X Facebook LinkedIn

Türkiye'nin çelik ihracatında en büyük pazarı olan Avrupa'da planlanan kota daralması sektörde ciddi bir endişe yarattı. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkan Adayı Uğur Dalbeler, olası yüzde 50'lik kota kesintisine karşı Ankara ve Brüksel nezdinde yoğun bir diplomasi trafiği başlatacaklarını açıkladı.

Türkiye'nin konumunun diğer ülkelerden ayrıştığını vurgulayan Dalbeler, “Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Anlaşması'nın parçasıyız, Gümrük Birliği üyesiyiz. Avrupa bizi farklı konumlandırmalı” dedi. Temmuzdan itibaren kotaların yüzde 50 küçültülmesi ve referans yıl olarak 2022-2024 ortalamasının alınması durumunda Türkiye'nin Avrupa'ya çelik ihracatının yüzde 60-65 oranında gerileyebileceğini, bunun yaklaşık 3 milyar dolarlık kayıp anlamına geldiğini söyledi.

Geleneksel pazarlar artık rakip

Son 20 yılda ihracat coğrafyasının köklü biçimde değiştiğine dikkat çeken Dalbeler, 1997'ye kadar ihracatın üçte ikisinin Güneydoğu Asya ve Uzakdoğu'ya yapıldığını, bugün bu bölgelerin en güçlü rakiplere dönüştüğünü aktardı. 2008'de yalnızca Arap Yarımadası'na 7-8 milyon ton çelik gönderilirken bugün bu rakamın neredeyse sıfırlandığını, Kuzey Afrika ülkelerinin ise yeni yatırımlarla kendi kendine yeter hale geldiğini belirtti.

Dalbeler'e göre rakip ülkeler devlet desteği, işçilik ve enerji maliyetlerinde Türkiye'nin önüne geçmiş durumda. Ancak Türk çelik sektörünün hâlâ güçlü kozları var. “Çin'den sipariş verdiğinizde bir ay beklemeniz gerekir. Türkiye'den aynı malzemeyi bir haftada teslim alırsınız” diyen Dalbeler, esneklik ve hızlı teslimat kapasitesinin sektörün en belirgin avantajı olduğunu vurguladı. İnşaat çeliğinde Türkiye'nin Batı dünyasının en büyük tedarikçisi konumunu koruduğunu da sözlerine ekledi.

Maliyet baskısı ve küresel fiyat makası

Küresel çelik piyasasındaki fiyat dengesizliğine de değinen Dalbeler, aynı ürünün Çin'de 450, Avrupa'da 800, ABD'de 1.100 dolara satıldığını aktardı. Çin'in 130 milyon tona ulaşan ihracatının küresel dengeleri bozduğunu, ancak bu durumun sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Türkiye'de saatlik işçilik maliyetinin 3-3,5 dolardan 10 dolara yükseldiğini, enerji giderleriyle birleşince kâr marjının fiilen ortadan kalktığını belirten Dalbeler, 2026 sonrasında rekabetin daha da sertleşeceği uyarısında bulundu. Buna karşın geçmişte de benzer zorlukların aşıldığını hatırlattı: “Türkiye bugüne kadar ihracatta gerileme yaşamadı, inşallah bundan sonra da yaşamaz.”

Haftalık sektör özeti ve fuar takvimi

Sektörde haftanın özetini ve yaklaşan fuarların takvimini e-postanıza gönderiyoruz.

Aboneliğinizi tamamlamak için göndereceğimiz e-postadaki onay bağlantısına tıklayın.

Avrupa'ya devlet desteği eleştirisi

1997'deki Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Anlaşması kapsamında Türkiye'nin devlet teşviklerinden yararlanmama taahhüdü verdiğini hatırlatan Dalbeler, bugün Avrupa'nın kendi çelik sanayisini karbonsuzlaşma ve yeni tesis yatırımları için yaklaşık 30 milyar euroya varan hibelerle desteklediğini söyledi. Benzer bir sürecin ABD'de yaşandığını, tarifelerin ardından yeniden yapılanan Amerikan çelik sektörünün bugün ülkenin en kârlı sektörü haline geldiğini aktardı.

Yeni dönemin yol haritası

Nisan ayında yapılacak genel kurulda tek aday konumunda olan Dalbeler, yeni dönem için geniş bir gündem belirledi. AB'nin kota düzenlemesine karşı Ankara koordinasyonuyla Brüksel temasları, Gümrük Birliği anlaşmalarının güncellenmesi, Türkiye'nin müttefik kimliğinin vurgulanması ve anti-damping önlemlerine karşı güçlü hukuki savunma mekanizmaları kurulması öncelikli hedefler arasında yer alıyor.

Doğu Avrupa, Afrika ve alternatif coğrafyalarda ilişkilerin güçlendirilmesi, enerji ve finansman maliyetlerine karşı ortak çözüm önerileri ile üyelere yönelik teknik rehberlik çalışmaları da Dalbeler'in gündemindeki başlıklar arasında. Birlik geleneği olan uzlaşı kültürünün sürdürüleceğini belirten Dalbeler, “Bugüne kadar hep anlaşarak yolumuza devam ettik, bundan sonra da öyle olacak” dedi.

Kaynak: EKONOMİM

Sıkça Sorulan Sorular

AB'nin planlanan kota daralması Türk çelik ihracatını ne ölçüde etkileyebilir?
ÇİB Başkan Adayı Uğur Dalbeler'e göre Temmuz'dan itibaren kotaların yüzde 50 küçültülmesi ve referans yıl olarak 2022-2024 ortalamasının alınması durumunda Türkiye'nin Avrupa'ya çelik ihracatı yüzde 60-65 oranında gerileyebilir. Bu, yaklaşık 3 milyar dolarlık kayıp anlamına gelmektedir.
Türkiye neden Avrupa kota uygulamasından farklı muamele görmeli?
Dalbeler, Türkiye'nin Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Anlaşması'nın bir parcıası olduğunu ve Gümrük Birliği üyesi konumunda bulunduğunu vurgulayarak 'Avrupa bizi farklı konumlandırmalı' dedi. Ankara ve Brüksül nezdinde yoğun bir diplomasi traffiği başlatacaklarını açıkladı.
Küresel çelik piyasasındaki fiyat dengesizliği nasıl tanımlanıyor?
Aynı ürün Çin'de 450, Avrupa'da 800, ABD'de 1.100 dolara satılmaktadır. Çin'in 130 milyon tona ulaşan ihracatı küresel dengeleri bozmaktadır.
Türk çelik sektörünün rekabet avantajı nedir?
Dalbeler'e göre esneklik ve hızlı teslimat kapasitesi sektörün en belirgin avantajlarıdır. 'Çin'den sipariş verdiğinizde bir ay beklemeniz gerekir. Türkiye'den aynı malzemeyi bir haftada teslim alırsınız.' İnşaat çeliğinde ise Türkiye Batı dünyasının en büyük tedarikçisi konumunu korumaktadır.
Dalbeler'in yeni dönem için öncelikli hedefleri nelerdir?
AB'nin kota düzenlemesine karşı Ankara koordinasyonuyla Brüksül teması, Gümrük Birliği anlaşmalarının güncellenmesi, anti-damping önlemlerine karşı hukuki savunma, Doğu Avrupa ve Afrika'da alternatif pazar geliştirme ve üyelere teknik rehberlik öne çıkan başlıklar arasındadır.