MEEXX 2025 Bursa Makine Fuarı’nda SanayiTürk TV mikrofonlarına konuşan Makine İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih İğrek, Mayıs 2025’ten bu yana birliğin başkanlığını yürüttüğünü hatırlatarak, görevi “çok başarılı ve vizyoner” olarak nitelendirdiği önceki başkan Emre Gencer’den devraldığını söyledi. İğrek, Makine İmalatçıları Birliği’nin, ülkede makine imal eden üreticilerden oluşan köklü ve kıymetli bir yapı olduğunu, iki yüzü aşkın aktif üyesiyle birlikte aslında tüm sektörü temsil etmeye çalıştığını vurguladı. Ankara’daki merkezden yürütülen çalışmalarla, hem sektör içi iletişimi güçlendirdiklerini hem de organizasyonlar ve duyurularla üreticilerin ortak sesini oluşturmaya gayret ettiklerini ifade etti.
ZORLU BİR YIL, KIRILGAN BİR DÖNEM
İğrek, geride bırakılan dönemi “pek çok açıdan zorlu bir yıl” olarak tanımladı. Dünyanın jeopolitik krizlerle, savaşlarla ve hızlı değişimlerle sarsıldığını, “kuralların adeta yeniden yazıldığı” bir süreçten geçildiğini söyledi. Bu küresel dalgalanmanın Türkiye ekonomisini de kırılgan bir dönemde yakaladığını dile getiren İğrek, enflasyonla mücadele, sürekli yükselen maliyetler ve finansman koşullarının sanayi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti.
Makine sektörünün uzun yıllardır ana odağının Avrupa pazarı olduğuna dikkat çeken İğrek, kıtanın otomotivden makineye pek çok alanında yaşanan güçlü durgunluğun Türkiye’deki makine imalatçılarını da doğrudan etkilediğini söyledi. Avrupa’nın ana müşteri ve en önemli pazar olarak hâlâ merkezde durduğunu, ancak bu durgunluğun siparişleri ve yatırım iştahını törpülediğini, bunun da doğal olarak Türkiye’de üretim temposunu yavaşlattığını ifade etti.
ÇİN VE GÜNEY ASYA REKABETİNE KARŞI “MÜHENDİSLİK” ÇAĞRISI
Konuşmasında küresel rekabete ayrı bir başlık açan İğrek, özellikle Çin ve Güney Asya ülkelerinin makine imalat sanayine “çok yüksek bir güçle” girdiğini vurguladı. Bu bölgelerden gelen yeni makinelerin ve agresif fiyatlamaların Türkiye’deki üreticileri zorladığını belirten İğrek, “Pek de adil olmayan satış koşullarıyla pazara giriyorlar” diyerek haksız rekabet algısına işaret etti.
Bu tabloda ayakta kalmanın ve öne çıkmanın tek yolunun “mühendislik” olduğunu söyleyen İğrek, savunma ve havacılık sanayilerinin son yıllarda elde ettiği başarıyı hatırlattı. Türkiye’nin bu alanlarda attığı adımların, makine sektörü için de örnek olması gerektiğini vurgulayan İğrek, “Savunma ve havacılıkta başardığımızı, makine sektörümüzde de odaklı ve planlı bir çalışmayla başarabiliriz” dedi.
Yüksek katma değerli, dijitalleşmiş, yeni çağa uyum sağlayan, teknolojisi güçlü makineler üretmeden küresel rekabette şansın sınırlı olduğuna işaret eden İğrek, üretim anlayışının artık sadece hacme değil, akıllı çözümlere ve verimliliğe odaklanması gerektiğinin altını çizdi.
İTHALAT DENETİMLERİ VE GÜMRÜK DUVARLARI
İğrek, küresel rekabette yalnızca “gümrük duvarı” tartışmalarına sıkışmanın doğru olmayacağını, ancak ithalat denetimlerinin ve güvenlik mekanizmalarının büyük önem taşıdığını anlattı. Türkiye’ye giren özellikle makine grubu ürünlerin ciddi ve adil denetimlerden geçmesi gerektiğini belirten İğrek, “Eğer bir makine CE normuyla geliyorsa, o normların gerçekten dikkate alınması, sadece kağıt üzerinde kalmaması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de üretim yapan firmaların yerine getirdiği vergi ve mevzuat yükümlülüklerinin ithal ürünler için de aynı titizlikle uygulanmasını talep eden İğrek, Türkiye’nin kapasitesinin rahatlıkla yettiği ürünlerin ithalat rejiminde daha dikkatli ele alınması gerektiğini söyledi. Japonya’dan Almanya’ya kadar pek çok ülkede sanayinin bu tür mekanizmalarla korunduğunu hatırlatarak, “Ülke sanayileri, üretim dünyası ve istihdam ekosistemi böyle korunur” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Türkiye’nin ihracata dayalı bir ekonomi olduğunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan İğrek, “Ne kadar duvar örersek örelim, ürünlerimizi yurt dışında da satmak zorundayız. Ayakta kalmanın yolu yine mühendislikten, teknolojiden ve rekabetçi ürünlerden geçiyor” dedi.
GENÇ NESİLLERİN ÜRETİME KAZANDIRILMASI
İğrek, konuşmasının önemli bir bölümünü genç nesillerin üretime kazandırılması konusuna ayırdı. Türk milletinin tarihsel olarak adaptif ve mücadeleci bir yapıya sahip olduğunu, bu ruhun üretime olan inançla birleştiğinde büyük başarılar doğurduğunu söyledi.
Gençlerin motivasyonunu yüksek tutmanın, eğitim ve öğretim süreçlerinde üretimin önemini onlara “bugünün diliyle” anlatmanın hayati olduğunu vurgulayan İğrek, genç kuşakların üretim dünyasına merakla ve hevesle bakmasını sağlamadan uzun vadeli bir sanayi vizyonunun kurulamayacağını ifade etti. “Üretime inanmak, gençliğe de sirayet etmeli” diyen İğrek, makine sektörünün bu alanda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
YENİ PAZARLAR, YENİ ORTAKLIKLAR VE DESTEK İHTİYACI
Devlet destekleri konusunda da değerlendirmelerde bulunan İğrek, bugüne kadar Ar-Ge teşvikleri, özel programlar ve KOSGEB desteklerinin sanayiye önemli katkılar sunduğunu, ancak mevcut koşullarda bunların daha da güçlendirilmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Özellikle yurtdışındaki firma ortaklıkları, teknoloji transferi projeleri ve yeni pazarlara açılma süreçlerinde makine imalatçılarının desteğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan İğrek, dış ticaret fuar programlarının ve ihracat odaklı teşvik mekanizmalarının kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini belirtti. Avrupa’nın hâlâ en önemli pazar olduğunu, ancak artık tek pazar olarak görülemeyeceğini söyleyen İğrek, “Daha uzak pazarlara açılmak zorundayız” diyerek makine sektörüne yön veren firmalara çağrıda bulundu.
Üretimde verimliliği artırmanın, “verimsizlikten kaynaklı kayıpları” minimize etmenin de en az yeni pazarlar kadar kritik olduğunu kaydeden İğrek, teknolojik yatırımların geri dönüşü için firmaların desteklenmesi gerektiğini ifade etti ve “Devir sanayiyi destekleme vakti. Biz de birlik olarak bu konuda yoğun şekilde çalışıyoruz” dedi.
2026 ZOR OLACAK AMA “MÜHENDİSLİK DEVRİMİ” İÇİN FIRSAT
Önümüzdeki döneme dair beklentilerini de paylaşan İğrek, 2026 yılının da zor bir yıl olacağını öngördüklerini belirtti. Özellikle kur üzerinde süren yatay seyrin ihracatçının “oyun alanını” daralttığını söyleyen İğrek, maliyetlerin yeni yılda bir adım daha artmasının beklendiğini, bu nedenle kur politikasındaki olası bir revizyonun ihracatçı için nefes alanı açabileceğini ifade etti.
Tüm zorluklara rağmen bu tür dönemlerin, ülkelerin “mühendislik devrimlerini” gerçekleştirdikleri yıllar olduğunun altını çizen İğrek, Türkiye makine sektörü olarak bu bilinçle hareket ettiklerini söyledi. MEEXX 2025 Bursa Makine Fuarı’nda SanayiTürk TV ekranlarına konuşan İğrek, sözlerini, “Zorlu bir yoldan geçiyoruz ama biz bu yolu akıllı üretim, güçlü mühendislik ve gençlerimizin enerjisiyle aşmaya kararlıyız” mesajıyla tamamladı.

