Avrupa Komisyonu'nun TARIC veri tabanına göre Türkiye, 22 Nisan itibarıyla AB'ye yönelik 98 bin 153 tonluk filmaşin tarife kotasının tamamını kullandı; sıcak haddelenmiş rulo (HRC) kategorisinde ise 398 bin 355 tonluk tahsisin yalnızca yüzde 24'ü kullanıma açık. Kallanish verilerine dayanan Eurometal analizleri, Türk ihracatçıların 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek yeni AB çelik korunma rejiminden önce raflarda kalan kotayı bitirme yarışı içinde olduğunu ortaya koyuyor.
Telaşın matematiği basit. 30 Haziran'da mevcut korunma önlemi sona erecek, ertesi gün hem yıllık vergisiz kota hacmi yaklaşık yüzde 47 oranında küçülecek hem de kota dışı ek gümrük vergisi yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkacak. Türkiye'nin AB'ye en büyük çelik tedarikçisi olarak yıllardır sürdürdüğü konum, bu çift kıskaç altında ciddi biçimde sınanacak.
Yassı çelikte Türkiye, kota cetvelinin üst sırasında
HRC tahsisinde Türkiye, 1 Nisan'da başlayan ikinci çeyrek kotasının yüzde 76'sını üç haftada eritmiş durumda. Geriye kalan 96 bin 662 ton, mevcut çekiliş hızıyla mayıs ortasından önce tükenebilir. Hindistan'ın 225 bin 306 tonluk yıllık kotası nisanın ilk günlerinde tamamen tüketildi; Vietnam'ın "diğer ülkeler" havuzundaki payından ise yalnızca 2 bin 466 ton kalan dilim olarak görünüyor.
Çekilişin coğrafyası ilginç bir tablo çiziyor. Birleşik Krallık'ın 139 bin 411 tonluk kotasının yüzde 94'ü, Sırbistan'ın 142 bin 521 tonluk tahsisinin yüzde 90'ı, Güney Kore'nin 161 bin 305 tonluk diliminin yüzde 84'ü hâlâ kullanıma açık. AB'nin yassı çelik baskısı eşit dağılmıyor; ağırlık birkaç menşede yoğunlaşıyor ve Türkiye o yoğunlaşmanın merkezinde.
Filmaşin sevkiyatı mayıs-haziran için fiilen kapalı
Türkiye'nin durumu en sert biçimde filmaşin (kategori 16) tarafında görülüyor. 98 bin 153 tonluk yıllık kota 22 Nisan'a kadar tamamen tüketildi. Mayıs ve haziran aylarında AB'ye yapılacak filmaşin sevkiyatı artık yüzde 25 oranında ek gümrük vergisine tabi olacak.
Sektör değerlendirmelerine göre Türk filmaşinin FOB ihracat fiyatı 600-650 dolar/ton bandında. Bu seviyede yüzde 25 ek vergi yaklaşık 150 ila 165 dolar/ton arasında bir maliyet anlamına geliyor; rakam, Türk ihracatçıyı pratikte AB pazarından çıkarıyor. Habaş, İçdaş, Kardemir, Kroman ve Çolakoğlu Metalurji başta olmak üzere filmaşin üreticileri, 1 Temmuz'da açılacak yeni çeyreklik tahsisi bekliyor.
Birleşik Krallık'ın 163 bin 136 tonluk filmaşin kotasında kullanım yüzde 10, İsviçre'nin 115 bin 202 tonluk tahsisinde yüzde 12 düzeyinde. Türkiye'nin yokluğu boşluk yarattı; o boşluğu doldurma kapasitesi sınırlı sayıda menşede bulunuyor.
1 Temmuz değişikliği: Kota hacmi yarıya, ek vergi iki katına
AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu, 13 Nisan 2026'da yeni Çelik İthalat Önlemi üzerinde geçici siyasi anlaşmaya vardı. Yürürlük tarihi 1 Temmuz 2026 olarak belirlendi. Yeni rejim, 2019/159 sayılı Tüzük altında sekiz yıldır uygulanan korunma önleminin yerini alacak.
Yeni çerçevenin parametreleri sektör için kalıcı bir yapısal değişikliği işaret ediyor. Vergisiz toplam kota hacmi yıllık yaklaşık 33 milyon tondan 18,3 milyon tona iniyor. Esneklik bandı 15,2 ile 22,2 milyon ton arasında. Kota dışı ek gümrük vergisi yüzde 25'ten yüzde 50'ye yükseltildi. Kapsam 28 ürün kategorisinden 30'a çıktı.
Bir başka köklü değişiklik 1 Ekim 2026'da yürürlüğe girecek "eritildi-döküldü" (melt and pour) menşe kuralı. Bu kural, ürünün hangi ülkenin kotası altında AB'ye girebileceğini bundan böyle son esaslı dönüşüm değil, çeliğin asıl eritildiği ve dökümünün yapıldığı yerin belirlemesini öngörüyor. Türkiye 2024'te Çin'den 1,7 milyon ton sıcak haddelenmiş rulo ithal etmişti; bu malzeme Türkiye'de işlenip "Türk menşeli" olarak AB'ye gidiyordu. Yeni kural Türk kaplama ve soğuk hadde sektörünün hammadde tedarik zincirini yeniden yapılandırmasını zorunlu kılıyor.
ÇİB diplomatik hattı genişletti
Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, şubat ayında Ekonomim gazetesine verdiği değerlendirmede AB kotalarının 2022-2024 referans yıllarına göre yüzde 50 azaltılması durumunda Türkiye'nin AB ihracatının yüzde 60-65 oranında daralacağını ve yaklaşık 3 milyar dolarlık pazar kaybının gündeme geleceğini söylemişti. O tarihte Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Dalbeler, 21 Nisan'da yapılan olağan genel kurulda iki dönemdir başkanlığı yürüten Adnan Aslan'dan görevi devraldı. Çolakoğlu Metalurji Genel Müdürü olarak da görev yapan Dalbeler, aynı zamanda Dünya Çelik Birliği (worldsteel) başkanlığını yürütüyor.
Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu çerçevesinde benzer bir uyarı yaptı. Tosyalı, Türkiye ve Cezayir gibi AB için yukarı akış üretim yapan ve düşük emisyonlu çelik üreten ülkelerin kotalardan muaf tutulması gerektiğini, aksi takdirde Avrupa'nın yeşil çelik dönüşümünün yavaşlayacağını belirtti.
Başkanlığı önceki dönemde yürüten Adnan Aslan, sektörün yakın pazarlara — Adriyatik bölgesi, Fas, Romanya ve Bulgaristan — yönelmesi gerektiğini ve katma değerli ürünlere odaklanmanın esas çıkış olduğunu vurgulamıştı. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), şubat raporunda AB pazarının 2025 hacmine göre yüzde 60'ı aşan bir daralma riski taşıdığını ve müzakerelerin hükümet düzeyinde koordineli yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
CBAM ve anti-damping cephesi paralel ilerliyor
Korunma önlemi yenilemesi tek başına gelmiyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) 1 Ocak 2026'da tam uygulamaya geçti; ilk çeyrek sertifika fiyatı 75,36 euro/tonCO2 olarak belirlendi. Türkiye, AB'nin CBAM kapsamındaki en büyük tedarikçilerinden biri; 2022 baseline verilerine göre kapsam dahilindeki ürünlerde yıllık ihracatı yaklaşık 19 milyar euro. Üretiminin yüzde 70'in üzerindeki bir bölümü hurda esaslı elektrik ark ocağı tabanlı olan Türk çelik sektörü, AB'nin varsayılan emisyon değerlerinin EAO yapısını yansıtmadığını söylüyor.
Anti-damping cephesi de sıcak. Türk menşeli HRC için 2021/1100 sayılı tüzükle uygulanan kesin gümrük vergileri sürüyor: Çolakoğlu yüzde 7,3, OYAK Erdemir-İsdemir yüzde 4,9, Habaş yüzde 4,7. Soğuk haddelenmiş yassı çelik içinse Avrupa Çelik Birliği EUROFER'in 4 Ağustos 2025 tarihli başvurusu üzerine 18 Eylül 2025'te açılan ayrı bir anti-damping soruşturması devam ediyor; soruşturma kapsamında Atakaş, Çolakoğlu, Diler, Erdemir, Gazi Metal, Göktaş Metal, Habaş, Kibar, MMK Metalurji, Tat Metal, Tezcan, Tosyalı-Toyo ve Yıldız Demir Çelik olmak üzere 13 Türk üretici bulunuyor.
Avrupa tarafından gelen kontrast da görmezden gelinemez. EUROFER Genel Direktörü Axel Eggert, AB tesislerinin yüzde 65 düzeyindeki kapasite kullanımını yüzde 80-85 bandına çekmek için yeni rejimin gerektiğini, 298 bin doğrudan istihdamın risk altında olduğunu söyledi. Korunma önlemi, AB tarafında bir endüstri politikası aracı olarak savunuluyor.
Yakın pazarlara pivot, ama yetmiyor
Türkiye'nin ocak-şubat 2026 dönemi çelik ihracatı 2 milyon ton düzeyinde kapandı; bu rakam bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,5'lik düşüşe işaret ediyor. AB'ye yapılan ihracat ise aynı dönemde 540 bin 500 ton seviyesinde kaldı, yani yüzde 36 daraldı. Sektör pivot mesajı veriyor: Adriyatik kıyısı, Kuzey Afrika, ABD ve MENA pazarları öne çıkıyor.
Yakın pazarlar da daralıyor. Birleşik Krallık Ticaret Çareleri Otoritesi (TRA) 1 Nisan'da çelik kotalarını revize ederken Türkiye, metalik kaplı sac kategorisindeki kota muafiyetini kaybetti. Mısır, 1 Nisan'dan itibaren bazı yassı mamullere nihai korunma önlemleri uyguluyor. Pakistan, Çin'den ithal kütüğe uyguladığı anti-damping vergisini beş yıl uzattı.
Sektör için 30 Haziran'a kadar olan dokuz haftalık pencere bir ihracat sürati değil, sözleşme ve sevkiyat takvimi planlama dönemi. 1 Temmuz'da açılacak yeni çeyreklik tahsisin ne kadar hızlı dolacağı, Hindistan'ın HRC kotasının nisanın ilk haftasında erimesi gibi senaryoların tekrarlanıp tekrarlanmayacağına bağlı. Gümrük Birliği modernizasyonu yıllardır askıda; Türkiye'nin dokuz haftada masaya somut bir teklif koyabilmesi, sektörün AB ile uzun vadeli ilişkisinin yönünü belirleyecek.
