Piyasa daha çok kısa vadeli, temkinli ve spot odaklı hareket etti. Küresel ölçekte devam eden kapasite fazlası, fiyatların yukarı yönlü hareketini sınırlayan en temel unsur oldu. Arz tarafında agresif davranan üreticiler, birçok pazarda fiyatların maliyetlere çok yakın seviyelerde kalmasına neden oldu. Bu ortamda 2025’i, hacmin tamamen kaybolmadığı ama kârlılığın ciddi baskı altında kaldığı bir yıl olarak tanımlamak doğru olur. 2026’ya bakarken, fiyatlara tek başına “talep artacak mı?” sorusuyla yaklaşmıyoruz. Asıl kritik konu, arz disiplininin sağlanıp sağlanamayacağı. Talepte sınırlı bir toparlanma potansiyeli var; ancak üretim ve ihracat tarafında daha rasyonel bir denge kurulmadığı sürece fiyatların güçlü ve kalıcı bir yükseliş trendine girmesi zor görünüyor” dedi.
VMT perspektifinden 2026 için beklentimiz, dalgalı ancak daha dengeli, bölgesel olarak farklılaşan ve ürün bazında ayrışan bir fiyat yapısı olduğunu belirten Tarman, “Avrupa gibi korumacı adımların öne çıktığı pazarlarda belirli ürünlerde primler oluşabilir; fakat küresel ölçekte kapasite baskısı, bu hareketlerin genel bir ralliye dönüşmesini sınırlayacak” diye konuştu. Tarman, “2026 için iç pazarda beklentimiz, ani ve güçlü bir sıçramadan ziyade kademeli ve seçici bir toparlanma yönündedir. Finansman koşulları, sanayi üretiminin temposu ve kamu kaynaklı projelerin seyri bu noktada belirleyici olacak. Talep gelecek; ancak bu talep her ürüne ve her üreticiye eşit dağılmayacak” dedi.
